Mutsuzluğunun Sebebi İşin mi?

Yaptığın işi seviyor musun?

Peki iş ortamını, çalışma arkadaşlarını, yöneticini, çalıştığın şirketi seviyor musun?

Olduğun ortama bütün olarak baktığında mutlu musun?

Daha doğru soru şu. İş hayatında tatmini yaşıyor musun?

Yaptığın iş, hayatında bir anlam buluyor mu?

Bir çoğumuz bu soruları çoğunlukla düşünmeyiz. Hayat yoğunluğunda genellikle aklımıza bile gelmez. Hayatı koşturmaca yaşarken hızında kayboluruz.

Yıllar geçip giderken özellikle kıdem aldığımız bir şirkette çalışıyorsak, Aralık ayı geldiğinde iç iletişim ağı daha da kuvvetlenir ve fiskos gazetesinde konuşmalar yoğunlaşır. Üst yönetim İnsan Kaynakları ve Departman yöneticileri de kendi toplantılarına başlar.  Performans, Ücret ve Terfi değerlendirilme süreçleri günlerce konuşulur. Gündem her yıl aynı zamanda aynıdır. Tıpkı sende her hak ettiğini düşünen ve çok çalışan iş arkadaşların ya da kıdemli iş arkadaşların gibi terfi ve maaş artışı bekliyorsundur.

Kredi kartı, kredi ödemelerini bitirmeyi, hayalini kurduğun araba ya da eve sahip olmak için adım atmayı, çocuğuna daha iyi bir gelecek hazırlamayı, hayalindeki tatile gitmeyi, hobilerine vakit ayırmayı… Yani hak ettiğin değeri görmeyi, hak ettiğin değeri yaşamayı, hak ettiğin değeri ortaya koymayı, hayallerindeki hak ettiğin hayatı yaşamayı düşünürsün. Sonra terfi ve maaş artış döneminin hesaplara yansıdığı o gün gelir, sen yine kocaman bir hayal kırıklığı yaşarsın. Terfi edememekle birlikte, hak ettiğini düşündüğün zammı alamamışsındır. Kendi değerini hissederek, değerlerinle hizada yaşayabildiğin bir hayatta anlam bulacağını ve hayalindeki hayatı yaşayacağını düşünürken, yaşadığın değersizlik hissi ile tatminsiz, mutsuz, kızgın, öfkeli hissedersin.

Tam olarak bu nedenle, tatmin olduğun mutlu bir iş hayatı çok önemlidir.  Çünkü günde en az 8 saatimizi işimize ayırıyoruz. Bazılarımız 12 saat, bazılarımızın mesai kavramı yok 24 saat telefonu açıktır. 20 yıl bu süreçleri hem çalışan, hem yönetici olarak deneyimlemiş biri olarak; bunun sürdürülebilir bir iş hayatı olmamakla birlikte bilinçli farkındalıktan uzak, esir olunan, özgürlüğü kısıtlayan esaret dolu bir seçim olduğunu söyleyebilirim.

Peki ne yapalım, istifa mı edelim? Kıdemimizi mi yakalım? Hayatımızı nasıl sürdüreceğiz? Evimizi nasıl geçindireceğiz? sorunlarınızı duyar gibiyim. Burada size farkındalık sağlamak göreviyle, çözüm sunabilirim. Öncelikle bu sorulara verdiğiniz cevaplar doğrultusunda seçim sizin. Her birimiz seçimlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz. Aklımızı, bilincimizi farkındalıkla kullandığımız seçimlerimizle hayatlarımız hayalini kurduğumuz gerçeklere dönüşüyor. Bunu hem kendi deneyimimden, hem de danışanlarımın deneyiminden aktarıyorum. Çözüm oldukça basit aslında, kendin için ilk adımı atmakla başlıyor herşey. Cesaret edip ilk adımı atman ve adanmışlıkla, kararlılıkla, disiplinle devam etmen gerekli.

Eşsiz Tasarımını öğrenerek, tasarımını bilinçli farkındalıkla yaşamaya başlayıp, 5 prensip ışığında adanmışlıkla devam ettiğinde, hayalini kurduğun iş, para, fırsatlar en önemlisi tatmin dolu, anlamlı bir hayat yaşıyorsun.

Eşsizliğini fark ettiğinde, tasarımını bilinçli farkındalıkla, değerlerinle hizada yaşayarak,  hayatına nasıl yön vermek istiyorsan, mutlu tatmin dolu bir iş hayatı ve anlam bulduğun bir hayat yaşamak senin elinde, bu bir seçim. Cesaret, kararlılık, disiplin, adanmışlık gerektiren bir seçim.  Cennette yaşadığın hissi deneyimlediğin müthiş bir deneyim. Bu deneyimin sonunda, eşsiz tasarımını öğreniyor, eşsizliğini fark ediyor, öz’ ünü yaşıyor, kendini en ince ayrıntılarına kadar biliyor, değerine sahip çıkıyor, AN hakikatinde yaşamayı öğreniyor, mükemmel sağlıklı, ilişkilerinde hayat akışında olağanüstü tatmin olduğun huzurlu, bereketli bir hayatı yaşıyorsun.

Bunu nasıl deneyimlerim diyorsan, yolculuğunda sana eşlik etmeye sana ışık olmaya, yol göstermeye kendini adamış kişi olarak buradayım.

Değerini hissetmen, özgür ve anlamlı bir hayat yaşaman için!

Hazır mısın?